Ceza Sahasının Dışı
bir hatunun gözünden...
17 Nisan 2012 Salı
Son Dakika Golü...
15 Mart 2012 Perşembe
Cumartesi Kadıköy Senin!
Biz aylardır adaletsizliğe karşı yürüyoruz; katı, sıvı, gaz halini görüyoruz şiddetin, direniyoruz. Şimdi kalkmışlar bir biletle korkutacakları zannında oyalanıyor, oyalamaya kalkıyorlar bizi.
Çünkü Cumartesi sadece mabed değil, Kadıköy senin.
Kadıköy, Fenerbahçe Cumartesi!
6 Mart 2012 Salı
Hayatı Futbol 8 Kadın!
17 Şubat 2012 Cuma
Yolum Seninle...
Fotoğraf: Tuba Kılıç - Twitter: @himhili
10 Şubat 2012 Cuma
Adına "ceza" dedikleri bir buluşma bizimki..
6 Şubat 2012 Pazartesi
Gelemezsiniz Demedik...
Takımlar ısınmaya, Fenerbahçe taraftarı kucaklamaya çıktı.. Migros’a gelen Stoch, selamını golüyle süsledi, Sow acemiliğini attı..
Gelemezsiniz demedik, adam olmazsınız dedik.
İşte ben de memleketin medyasına uyup 90 dakikalık maçın maç önünü maç sonunu katıştırınca
yazının içine yersiz uzatıyorum böyle kıymetli okur..
Son zamanlarda alıştığımız ancak pek de hayra alamet olmayan bir Fenerbahçe oyunu gördü bu gözler yine. Eksikleri sebebiyle yapabileceğinden daha azını yapabilen Beşiktaş’a karşı tuttu bu dikiş yine. İlk yarı baskılı, ikinci yarı rölanti bir oyun.. Taraftarı öldürmeyen ancak süründüren cinsten..
Sow’un maç içindeki dinamizmden “şimdilik” uzak ancak ne yaptığını bilen halleri, Bienvenue’nun sarsak hareketliliğinden yeğ denebilir. Fizik olarak da ondan güçlü olduğu kesin.. Önümüzdeki günler “sen neymişsin be abi” diyeceğimiz günlere gebe gibi..
Kendime not: Egemen’le Volkan’ın kale önünde karşı karşıya kaldığı pozisyonda Volkan Egemen’in yüzünü gülerek avuçlarının arasına aldı, karşılıklı gülüştüler top dışarı çıkınca.. İşte o sırada pankart yanıyor, koltuklar havada uçuşuyor, meşaleler fırlatılıyordu tribünde.. Öyle işte..
27 Ocak 2012 Cuma
Işıksız Kasabanın Derbisi
23 Ocak 2012 Pazartesi
Elin Oğlu Nasıl da Fotojenik!








20 Ocak 2012 Cuma
Bir van Gaal
18 Ocak 2012 Çarşamba
17 Ocak 2012 Salı
Efsane vs. "Şehir Efsanesi"

Bir süredir spor kamuoyunda bir isim dolaşıyor: Ünal Aysal
Galatasaray'ı kurtaracak adam olarak kendini gösteriyor. Bir grup G.Saraylı da onun peşine takılmış gidiyor. Gelin size bir de ben bu
"Kurtarıcı Ünal Aysal"ı anlatayım.
Aysal'ı G.Saray Kulübü'ne sokan benim. Kendisi bana Mehmet Ali Birand tarafından getirildi ve "Belçika'da yaşayan bir G.Saraylı. G.Saray Adası'nı kiralamak istiyor" diye takdim edildi.
Ben de G.Saray'ın bütün mal varlıklarını gelire çevirmek isteyen bir yönetici olarak kendisiyle görüştüm. Yönetimdeki arkadaşlarıma tanıştırdım. G.Saray'la ilgili pek çok projemizi kendisiyle paylaştık. Adanın kiralanmasına, stat yapımına ve daha pek çok projeye talip oldu.
Sonra bir gün devletin çok üst kademelerinden birisi beni uyardı:
"Ünal Aysal, sizin G.Saray anlayışınıza uymaz. Siz G.Saray'ı hep temiz tuttunuz. Devletle iş yapan, devletten ihale alan kimseyi bu kulüpten nemalandırmadınız. Ünal Bey size yakışmaz" dedi.
Ve bir rapor gönderdi. Burada Ünal Aysal'ın devlete "süper pahalı fiyatla" enerji sattığı belgeleniyordu. Ereğli'deki bir doğalgaz santralinin sahibiydi ve bu santral Türkiye'ye kilovat saati 12 cent civarında bir fiyatla enerji satarak "Türkiye rekoru kırıyordu."
Durumu Aysal'a sordum. "Evet ama istiyorlarsa santrali devlete satarım" dedi.
Ancak santral için belirlediği fiyat da normalin kat be kat üzerindeydi.
Bunun üzerine G.Saraylı dostlarımı Ünal Aysal konusunda uyarmaya başladım.
Ancak o bir kere G.Saray'a elini sokmuştu. Eski Başkan Mehmet Cansun'la ortak bir şirket kurdu (Cansun'un başkanlık dönemi bittikten sonra). Bu arada kulüp parasızlıktan kıvranıyordu. Ünal Aysal da "İyi G.Saraylı rolünde" finansörlük yapıyordu. Ama elindeki G.Saray hisseleri zaten Aysal'ın riskini sıfırlıyordu. Üstelik de kulübe verdiği her kuruş için sayfalarca sözleşme imzalatıyordu.
Aysal, G.Saray sayesinde büyük bir tanınmışlık elde ediyor, herkes tarafından saygın işadamı, G.Saray'ı kurtaracak para babası olarak görülüyordu.
Ama kimse o paranın Türkiye halkına pahalı enerji satarak kazanıldığıyla ilgilenmiyordu.
Ünal Aysal'n Ünimar şirketinin Türkiye'ye şimdiye kadar 465 milyon dolar zarar verdiğini gösteren Sayıştay raporu gazete sayfalarında yer bulamazken, Aysal'ın sportif yönü ortaya atılıyordu.
Ben Hürriyet'te olduğum dönemden başlayarak Ünal Aysal'a karşı tavır almaya başladım. Hâlâ devam ediyorum.
O şimdi Sabah gazetesini suçluyor. Suçlayabilir. Ama ben G.Saray'ı yönetecek kişilerin, G.Saray'ı basamak olarak kullanmalarına karşı olduğum için bunları yazmaya devam edeceğim.
İster beğensin ister beğenmesin.
14 Ocak 2012 Cumartesi
Sana Söz..

9 Ocak 2012 Pazartesi
Sanatkar "Sağaçık"...

Müthiş bir sporcu idim. İyi kürek çektiim için sürekli kürek çekme yarışlarına iştirak ederdim. Hayli zaman futbol da oynamışımdır. Fenerbahçeli olduğum için, tabii kendi kulübümün takımları arasında idim. Üçüncü takımdan başlayarak birinci takıma kadar çıktım. "Sağaçık" oynardım. Ve arkadaşlarımın söylediklerine göre hatırı sayılır bir oyuncu idim.*
Bu sözler Türk Klasik Müziği'nin en önemli isimlerinden birine ait. 1900'de dünyaya gözlerini açan, 81 yaşında aramızdan ayrılan, ardında yüzlerce plak ve konser, birbirinden kıymetli birçok anı bırakan Münir Nurettin Selçuk.
Fenerbahçeli olmanın hazzını bir daha yaşatan Münir Nurettin...
*Baki Kalan Bu Kubbede, Sermet Sami Uysal, Timaş Yayınları
6 Ocak 2012 Cuma
FBloggers "58. Madde Değişmesin" Diyor!

3 Temmuz'dan beri yaşanan sürecin ilk anından bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi "bir şey varsa düşelim" tavrını 'FBloggers' oluşumu olarak da benimsedik. Son günlerde kamuoyunda, soruşturmanın kulüpleri ilgilendiren sonuçlarını belirleyecek olan TFF Disiplin Talimatnamesi'nin 58. maddesinde değişiklik yapılması ile ilgili bir algı yaratılmıştır. Söz konusu maddenin içerik bakımından ele alındığında iddianamedeki suçlamalar baz alınırsa sadece Fenerbahçe'ye değil, adı geçen diğer kulüplere de cezai yaptırımları olacağı aşikardır. Kamuoyunda oluşturulan bu değişim algısı ve akabinde TFF tarafından Genel Kurul kararı alınması neticesinde -her ne kadar önem verilmese de- konunun en önemli muhatabı olarak biz Fenerbahçeliler de düşüncelerimizi belirtmek isteriz.
(Sürecin ilk gününden bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi biz 'FBloggers" olarak da her şartta kulübümüzün yanında durduk. Kulübümüze yönelik yürütülen linç kampanyasına karşı durduk. Haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı takımımızın sahada akıttığı alın terine sahip çıkmak için Topuk Yaylası'na, Bağdat Caddesi'ne, Taksim'e koştuk. Moda'yı fenerlerle ışıldattık, Uzunçayır'da biber gazı yedik. Kulübümüze maddi destek sağlamak uğruna Fenerbahçe Kart'a, Feneriumlara koştuk.)
Biz "FBloggers" oluşumu olarak Fenerbahçemizin geçen seneki şampiyonluğunun tamamen hocamız ve futbolcularımızın emeği ve alın teri ile kazanıldığına sonuna kadar inanıyoruz. Sahadaki mücadeleden, Alex'in hırsından, Guiza'nın gözyaşlarından, Stoch'un o içten çabasından, Gökhan'ın arzusundan, Aykut Kocaman'ın alın terinden zerre kuşkumuz yok. Adil bir yargılama neticesinde Fenerbahçemizin ve yöneticilerimizin bu süreçten aklanacağı beklentisi ve umudunu taşıyoruz. Ancak soruşturma süreci boyunca kulübümüze yönelik haksızlıklara nasıl isyan edip karşısında dimdik durdu isek, soruşturmanın sonucunda beklentilerimizin aksine Fenerbahçemizin yöneticileri vasıtasıyla hukuksuz işlere bulaştığına kanaat getirilirse mevcut yaptırımların uygulanması beklentisi içerisindeyiz. Şunun bilinmesi isteriz ki "halkın takımı" olarak addedilen bir camianın mensupları olarak biz Fenerbahçelilerin haksızlıkların, hukuksuzlukların yanında olmamız mümkün olamaz.
Fenerbahçe Yönetim Kurulu, kulübün soruşturmadan aklanarak çıkacağına inanıyorsa bu süreci lekeleyecek, kafa karıştıracak çabalara ortak olmaktan kaçınmalıdır. Disiplin talimatnamesinin 58. maddesi adil bir yargılanma sonucunda harfiyen uygulanmalı ve Fenerbahçe suçlu bulunursa küme düşürülmelidir.
Saygılarımızla...
FBloggers
5 Ocak 2012 Perşembe
"Ben bilmem, beyim bilir.."

Dün de, Mehmet Tezkan’ın sözlerinden çok daha büyüklerini Koala yazmıştı. Okumadan geçmeyin...
Mesele başka!
Mesele Hakan Şükür değil..
Eski futbolcu, taze milletvekili Hakan Şükür Lig TV’de yorumculuğa başladı ya..
TRT’deydi.. Şahane para alıyordu, milletin vekili olmak için bıraktı..
İkisi bir arada olmazdı, olmamalıydı..
Yorumculuğu önceki gün geri döndü, dün de ekrandaydı..
(Genel Kurul saatinde, 357 sayılı KHK görüşülürken, Şükür, Ordu- Fenerbahçe maçını izliyordu)
Dün görmüşsünüzdür.. Bu duruma karşı çıktım..
Niye mi?
Çünkü milletvekilliğini ikinci iş, ek iş haline getiriyordu..
Değerini düşürüyordu.. Değersizleştiriyordu..
Futbol yorumculuğunu milletvekilliğinin önüne koyuyordu.. Dünkü yazımda, madem bu kadar meraklıydın Meclis’te ne işin vardı dedim..
Okurlardan haklısın diyen de oldu, canım ne var bunda diyen de.. Art niyet arayan da..
*
Şunu söyleyeyim, mesele Hakan Şükür meselesi değil.. Bir milletvekilinin Genel Kurul saatinde başka yerde çalışma meselesi..
Özel sektörden ücret alma meselesi..
*
Bu konuda çarpıcı örnek var..
Yıl 2004.. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce taze milletvekilidir.. Öğrenir ki Çankaya Balgat’taki Ömer Seyfettin Lisesi’nde Fizik dersleri boş geçmektedir.. İnce, eski Fizik öğretmenidir.. Şöyle düşünür.. Meclis saat 15.00’te çalışmaya başlıyor.. Sabahtan okula gidip ders veririm, öğlenden sonra da Meclis’e gelirim..
Vekilliğin dışında kamuda görev yapacağı için Anayasa’ya göre Meclis’ten izin alması gerekir..
Dilekçe yazar.. Ücret almadan ders vermeye talibim der..
Dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç karşı çıkar..
Şahane bir cevapla İnce’nin talebini reddeder..
Der ki: Öğretmen atamaları Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır.. Yani yürütme organının.. Bağımsızlığını korumak durumunda olan milletvekili, ücretsiz de olsa yürütme organının emrine giremez..
*
Meclis bu kadar hassas.. Hassas da ücretsiz öğretmenliğe bile izin vermezken, ücretli yorumculuğa nasıl ses çıkarmıyor anlamış değilim!..
*
Hakan Şükür’e birkaç sorum var..
Meclis’e ücret aldığı kurumu ilgilendiren bi düzenleme gelirse ne yapacak?
Yorum yaptığı kulüpler, futbolcular için bir karar alınması gerekirse?
Gündemde şike mevzuu var..
Üç gün sonra belki de bazı kulüplerin puanı silinecek, bazıları küme düşürülecek, bilemiyoruz..
Bu konuda ne diyecek?
Koskoca yorumcu ekranda, bana sormayın büyüklerim bilir diyemez herhalde.
(Gırgır yapmıyorum.. Hakan Şükür böyle dedi valla.. Şike olayları patlayınca futbolun içini en iyi bilen milletvekili olarak mikrofon tutuldu; ‘Ben bilmem büyüklerim bilir’ dedi)
*
Demem şudur..
Milletvekilinin aynı zamanda özel sektörde çalışması, para alması sakattır..
Benim bu bakışıma..
Bülent Arınç ne der acaba!



















